Kültür Sosyolojisi - Altaylardan Anadolu'ya ve Balkanlara Gelen Kültür
Ana Sayfa Giriş Özgeçmişim Fotoğraflarım Yazdıklarım Sizden Gelenler Mesaj Yaz English   
Damgaların Sosyolojisi 
Tarihi Kaynaklar
Ülkelerden Damgalar
Moğolistan
Tuva-Rusya
Tataristan-Rusya
Çuvaşistan-Rusya
Mari El-Rusya
Komi-Rusya
Başkurdistan-Rusya
Hakasya-Rusya
Rusya
Kazakistan
Kırgızistan
Özbekistan
Karakalpakistan
Türkmenistan
Azerbaycan
Nahçıvan-Azerbaycan
İran
Ermenistan
Gürcistan
Türkiye
Ukrayna
Kırım
Moldova
Gagauzya
Romanya
Bulgaristan
Makedonya
Kosova
Arizona-ABD
Los Angeles-ABD
Washington-ABD
Alaska-ABD
Karşılaştırmalı Damgalar
Mezar Taşları
Paradaki Damgalar
Sokaktaki Damgalar
Nesnelerde Damgalar
Kültürel Yansımalar
Sosyal Bilimler Arşivi
Linkler
Ziyaretci
Toplam : 1251923
Bugün : 122
Doğu ve Güneydoğu Anadolu`da Halk Takvimine Göre Yılbaşı

Dr. Mustafa AKSOY  

Bu makale, 1990-1993 yıllarında Elazığ`ın bazı merkez köyleri ve ilçe merkezleri ile 1995 yılında da, Malatya-Yazıhan`ın Fethiye ve Hamidiye, Adıyaman`ın Kemerkaya, Besni`nin Akkuyu, Bozova`nın Kanlıavşar, Ergani`nin Hançerli Köyü, Siverek merkezi ile Siverek`in Karacadağ yöresindeki çeşitli köyleri oluşturan Türkan-Tirkan aşireti ve Hilvan merkezi ile Bargaç köyünde yapılan saha araştırmalarından elde edilen bilgilerden hareketle kaleme alınmıştır.

Sosyal grupların hayatı, bir bakıma yazılmamış tarih ve sosyo-kültürel; süreçlerin dinamiklerini yansıtırlar. Bu sebeble sosyal hayatımızda hiç bir sosyal olay ve olgu yoktur ki, dünle ilgili olmasın dersek abartmış olmayız. Fakat, sosyal grubu oluşturan insanlann büyük çoğunluğu sosyal hayatlarında vücut bulan sosyo-kültürel geleneklerin kaynaklarını genelde bilmemektedirler. Aslında onların böyle bir sorumlulukları da yoktur. Bu görev o grup içinde yaşayan entellektüel insanlara düşer. Ancak bir ülkede aydın kadrolar halktan kopuk ve onlardan farklı kaynaklardan besleniyor, onların çok karmaşık olan sosyo-kültürel hayatını basite alıyor, onları ilkellik ve hurafelikle suçluyorsa, halkı için oynamaları gereken fonksiyonlarını icrâ edemezler. Bu anlayışın ülkemizdeki aydınlar arasında önemli ölçüde yaygın o1masından ötürü, aydınlarımızın önemli bir kısmı sosyo-kültürel ve siyasal hayatımızı şekillendiren ve halk arasında yaşayan bir takım değerlerimizden bahersizdirler.

İfâde etmek istediğimiz.değerlerin önemli temsilcilerinden biri ``ser-i sali``, ``ser-i sale``, ``ser`ı salî`` yani ``yılbaşı`` kavramıdır. Farsça ``ser``, ``baş``, ``sal`` veya ``sale``, ``yıl``, ``ser-i sal`` ``yılbaşı`` demektir. Rakioğlu`nun nun hazırladığı sözlükde ``cejna sera sale, newroz, sala nu`` yeni yıl; Töri`nin hazırladığı sözlükde Ocak ayının birinci günü ``sersal`` yani yılbaşı olarak tanımlanırken; ``newroz: Martın yirmi birine rastlayan yılbaşı ve Kürt Ulusal bayramı`` olarak târif edilmiştir. Aynı sözlükde ``new`` ve ``roz`` ise, yânî ``yenigün`` zikredilmemiştir. Diğer taraftan ``newroz`` kavramının etimolojik anlamı ``yılbaşı`` kavramını değil de ``yenigün``ü ifâde etmektedir. ``Zazaca=Türkçe`` bir sözlükde ``newroz, sersal, sala nu`` ve ``cejna sere sale`` kavramlarına yer verilmediği gibi, ``new`` ``dokuz``; ``roz`` ise ``gün, güneş`` anlamında kullanılmıştır (1). Aynca ``sal`` kavramı sayın hocam M. Fikret GEZGİN`in alan çalışmasına göre, Aydın`ın Bozdoğan ilçesiyle, köylerinde ``sali`` biçiminde ve ``yıl`` anlamında kullanılmaktadır. Meselâ; ``bu saliden öbür saliye`` demek ``bu yıldan öbür yıla`` demektir. Bilindiği üzere hicrî (göç) takvime göre bir yıl ``Hızır`` (Yaz) ve ``Kasım`` (Kış) diye ikiye ayrılır. Bu takvime göre önce 19-20 Şubat`ta ``cemre`` (kor, sıcaklık) ``hava``ya, 26-27 Şubat`ta ``su``ya; 5-6 Mart`ta da ``toprak``a düşer. Dolayısıyla hicrî takvime göre önce ``hava``; sonra ``su```, sonra da ``toprak`` ısınmaktadır.

Alan araştırmalarında tesbit ettiğim halk takvimine göre, cemrenin havaya düştüğü güne ``yılbaşı`` denir. Halkın hesaplamasına göre bugün (Elazığ, Karacadağ, Hilvan, Siverek ile Hançerli)de 13-14 Şubat`a; Kemerkaya`da Aralık ayının 20`si ile 30`u arasında bir güne; Bargaç`ta Ocak ayının 13`üne denk gelir. Siverek merkezirıde ise ``seri sali`` 31 Aralık akşamı kutlanır. Yapılan bir alan araştırmasına göre de Viranşehir köylerinde yaşayan Yezidiler`de ``seri sali`` I4 Nisan`da kutlanır. Yani 14 Nisan Yezidileler`de yılbaşıdır (2). Yapılan iki teorik çalışmada da Yezidiler`deki yılbaşının yânî ``ida sersal-serisal``in Nisan`ın ilk çarşambasında kutlandığı belirtilmiştir (3). Görüldüğü üzereyılmaşı için belli bir gün olmadığı gibi, ay oarak da Aralık. Ocak ve Şubat`tan biri olabilmektedir. De Groot ise ``Oniki Hayvanlı Takvim``e göre Hunlar`da yılın ilk ayının Ocak; Osman Turan`da yılbaşının Ocak ile Şubat arasında kutlandığmı belirtir.

Birbirine uzaklığı üç kilometre olan Sünni Hamidiye Köyü ile Alevî Fethiye Köyü`nde Şubat ayının ikinci haftasında, yânî cemrenin havaya düştüğünde ``hıdırellez-hıdırelyas`` kutlanır. Ayrıca bu haftada Fethiye`de üç gün ``Hıdır Orucu`` tutulur. Rişvan Aşireti`nden olan Alevî Akkuyu (ÇakalIı Torunu), Köyü`nde de ``hıdırellez``, 20 Şubat`ta, yânî cemrenin havaya düştüğü günde kutlanır ve bu kutlamada yedi gün hızır orucu tutulur. Burada adı geçen üç köyde ise ``ser-i sali, ser-ı sâlî, ser-ı sale`` kavramları bilinmemektedir:

Bu günler ve aylar arasındaki farklılık, halkın halk takvimini farklı yorumlamalarından kaynaklanmaktadır. Çünkü alanda derlediğimiz bilgilere göre, yılbaşı cemrenin havaya düştüğü gündür. Bu hustusta bütün halk aynı düşüncededir. Ancak, yukarıda ifâde edildiği üzere, cemrenin havaya düştüğü gün hakkında insanlar farklı yorumlara sâhiptirler. Diğer taraftan bu günde yapılan kutlamalardaki oyunlar, yânî merasimler aynıdır. Meselâ, yılbaşında yânî ``ser-i sali`` de bütün yörede ``çömçeli gelin`` oyunu oynanır. Bu oyunda çocuklar ev ev gezerek halktan bulgur ve yağın yanısıra çeşitli yiyecekler toplarlar. Sonra da onlan pişirerek hep birlikte yerler. Yetişkinler de çocukların oyunlarına katılırlar. Ayrıca yaşlılar birbirlerinin yeni yılını kutlayarak, yeni yılın bolluk ve bereket getirmesini dilerler. Yılın yağışlı geçmesi ve yeni yıla günahlardan arınmış olarak girmek için, çocukların oyuncak gelinine su dökerler. Yılın aydınlık ve bereketli geçmesi için de çocukların yaktıkları ateşin üzerinden atlarlar.

Köy halkınin Avşar Aşireti`nden olduğu Bozova`nın Kanlıavşar Köyü`nde de çocukların yağmur yağması için yaptıklan çömçeli gelin oyununa ``sersal`` denir.

Alan araştırmamıza giren yerleşim yerlerinde ``nevruz`` kavramı ise ``yılbaşı`` veyâ ``yeni yıl`` anlamında bilinmemektedir. Ancak bâzı yerleşim yerlerinde ``yeni gün`` anlamında ve özellikle Alevî inancının yaygın olduğu yerlerde Ali r.h`ın doğum günü olarak bilinmektedir. Ayrıca kar altından ilk çıkan ve yenilen çiçeği ifâde etmek için genelde bütün alanda ``nevruz-newroz`` kavramı kullanılmaktadır. Kadirli ve köylerinde de baharda topraktan ilk çıkan ve yenilen çiçeğe ``nevruz`` denmektedir. Baskil`in Kayabeyli (Rışvanuşağı) Köyü`nde ise bahsi geçen çiçeğe Kurmacca ``bılazık``, Türkçe olarak da ``nevroz`` denmektedir.

Sonuç olarak, halkın gelenekleri, sosyo-kültürel hakikatlerin yansıtıcı ve yaşatıcısı durumundadırlar. Aydınlara düşen görev ise onları ilmî anlayışın gereklerine göre tespit etmek ve ülke meselelerinin çözümüne yardımcı olmaktır. Dolayısıyla, Doğu ve Güneydoğu Anadolu`da halk takvimine göre kabul edilen yılbaşı kavramının sosyo-kültürel karekterini anlamak ve o anlayışı ülke genelinde hâkim kılmak, ülkemizin önemli meselesinden birinin çözümünde herkese yardımcı olacaktır(*).

Kaynak Kişiler ve Dipnotlar

-Harçerli/Ergani, Hamza Polat, Okur-yazar, 1935

-Karabahçe-Karacadağ/Siverek, Vehbi Karaca, Lise, 1928

-Hamidiye/Yazıhan, Hasan Coşar, İlkokul, 1948

-Hamidiye/Yazıhan, Ali Seydo Özel, İlkokul, 1926

-Hamidiye/Yazıhan, H. Hüseyin Vuruşan, İlkokul, 1929

-FethiyelYazıhan, Hüseyin Aydoğan, İlkokul, 1925

-Fethiye/Yazıhan, Doğan Karaca, Ortaokul, 1954

-Hacımustafa/Baskil, Zabit Eroğlu, Ortaokul, 1938 ,

-Kanlıavşar/Bozova, Müslüm Aydın, Okur-yazar değil, 1922

-Kanlıavşar/Bozova, Abdullah Arıkan, İlkokul, 1938 .

-Kemerkaya/Adıyaman, Yusuf Titiz, Okur-yazar, 1933

-Akkuyu/Besni, Zeynel Yıldırım, Okur-yazar, 1934

-Bargaç/Hilvan, Ramazan Matur, Okur-yazar değil, 1925

-Bargaç/Hilvan, Sadık Matur, Okur-yazar, 1930

-Siverek, Koçali Aymaz, Siverek`i İl Yapma ve Kalkındırma Derneği Başkanı ve arkadaşları.

-Hilvan, Hilvan Halk Eğitim Müdürü, M. Bucak.

-Elazığ, il ve ilçe merkezlerinde, ayrıca kırsal alanında çeşitli kişilerle görüşülmüştür.

 

 1. Kakioğlu, F., Türkçe-Kürtçe Sözlük; İstanbul, 1992, s. 224.

-Tori, Ferheng (Türkçe-Kürtçe), İstanbul, 1992, s. 273, 220.

-Malmisanıj, Zazâca-Türkçe Sözlük, İstanbul, 1992; s. 234, 303:

2.Özdemir, A., Şanlıurfa Viranşehir İlçesine Bağlı Dört Köy, Örf, Adet ve İnanç Değişmeleri İle İgili Sosyolojik İnceleme (İn. Ün: Fen-Ede. Fak. Sosyoloji Bölümü Yayınlanmamış Lisans Tezi), Malatya, 1989, s. 31.

3. Aydın, M., ``Yezidiler ve İnanç Esasları``, Belleten Dergisi; Sayı 202; 1988, s. 65.

-Sever, E., Yezidilik ve Yezidilerin Kökeni, İstanbul, 1993, s. 67.

(*) Bu kanuda ayrı bir çalışmamız ``Kültür Sosyolojisi Açısından Nevruz Kavramı``, Türk Dünyası Araştırmarı Dergisi`nde Şubat (100. sayı) 1996`da yayınlanmıştır.


 Bu yazının PDF halini indirmek için tıklayın

Powered by Kürşad KARA